• ANASAYFA
  • TE GRUBU
    • Istanbul Social Ecology Group
    • İstanbul Sosyal Ekoloji Grubu
  • TE DERGİLERİ
  • Makaleler
  • Haberler
  • BiZE ULAŞIN

İnsanlığın Geçmişindeki Önemli Kırılmalar

  • Reha Alpay


İnsanlık artık varlık yokluk sorununa dönüşen çoklu krizler içinde. Bir yanda endüstriyel kapitalizmin yarattığı küresel ısınmanın sonucu olan iklim krizi, dünyayı yakın bir gelecekte bizim için yaşanamaz hale getirme tehlikesi yaratıyor. Öte yanda kapitalizmin yarattığı dizginlenemez kâr hırsı, yapay zeka destekli "sosyal medya"nın yardımıyla, gençliği toplumsallıktan uzaklaştırıp, yapay bir dünyada yaşayan bireyci bir kuşağın ortaya çıkmasına yol açıyor. Böylece bir toplumsal çürümeyle ya da toplumsal değerlerin ortadan kalkma riskiyle karşı karşıyayız. ABD dünya hegemonyasını yavaş yavaş kaybederken, uzlaşarak yeni bir dünya düzenine geçişi kabul etmek yerine, uluslararası saldırganlığı sürekli arttırıyor. Bunun sonucu da savaşların büyük yıkımlara ve soykırımlara yol açması. Tüm bunlar eğitim, sağlık gibi diğer alanlarda da krizlere neden oluyor.

İlerici, toplumcu güçler bu krizlere karşı çözümler öneriyor, ama bunlar henüz toplumda destek bulmuyor. Aksine gerici, hatta faşist güçler hiç beklenmediği ölçüde güç kazanıyorlar ve giderek daha fazla saldırganlaşıyorlar. Böylesi bir durumda tüm bu krizlere çözüm bulabilmek için geçmişimize daha detaylı bakıp, insanlığın toplumsal evrimi üzerinde daha derin düşünmek gerekiyor. Bu yazıda özellikle son dönemlerde arkeoloji, genetik gibi alanlarda ortaya çıkan bilgileri gözönüne alarak bir değerlendirme yapmaya ve üzerinde düşünülmesi gereken soruları ortaya atmaya çalışacağım.

Savaş ve Şiddet Tarih Boyunca Azalıyor mu?

  • Reha Alpay

Modernizmin ortaya çıkışından bu yana savaş ve şiddetin azaldığı yönünde iddialar ve tartışmalar da ortaya çıkmış. 1858 yılında H.T. Buckle Avrupa'ya bakarak "40 yıldır barıştayız" diye yazmış ve bunu tarihsel bir gelişme olarak nitelemiş. Bir sonraki yüzyılın kanlı savaşlarla başlayacağını öngörememiş. 20. yüzyılın ilk yarısındaki iki dünya savaşından ve kanlı iç savaşlardan 60 yıl sonra da, dünyaca ünlü psikolog Steven Pinker detaylı istatistiklere dayanarak benzer iddialarda bulundu1. Devletsiz toplumlarda yüksek yoğunlukta şiddet ve cinayet olduğunu, bunun tarih boyunca azaldığını iddia etti. Ancak özellikle istatistikçiler ve antropolojistler tarafından eleştirildi, çünkü özellikle neolitik çağda ve öncesinde seçtiği istatistiklerin geneli temsil etmediği ortaya çıktı. Gerçekten o dönemin mezarlık kalıntılarının incelenmesi sonucunda belirli bölgelerde şiddetin yoğunlaştığı görülüyor. Ancak biraz daha geriye gidilirse bir çok bölgede şiddetin izine raslanmıyor. Neolitik dönemin başlangıcında muhtemelen nüfus yoğunluğunun artışıyla tarımla uğraşan ve uğraşmayan bazı topluluklar arasında çatışmalar olmuş. Ancak bunun uzun dönemli bir şiddet artışına yol açtığına ilişkin kanıtlar ortaya çıkmamış. Aksine neolitik dönemdeki yerleşimlerin koruma amaçlı duvarlarla çevrilmiş olmaması o dönemin, devletlerin ortaya çıktığı sonraki dönemlere göre daha barışçıl olduğunu ortaya koyuyor. Bu dönemde kadın tanrıçaların öne çıkması da patriarkanın henüz bir tahakküme dönüşmediğini, daha eşitlikçi bir kültürün göstergesi.

FOSİL YAKITLARDAN ARINMIŞ BİR GELECEĞE YÖNELİK HIZLI, ADİL VE EŞİTLİKÇİ BİR DÖNÜŞÜM İÇİN HALK BİLDİRGESİ

  • Çeviri

Basın Açıklaması

Tarihi iklim konferansı öncesinde, küresel hareketler Santa Marta’da bir araya gelerek “Fosil Yakıtlardan Arındırılmış Bir Geleceğe Yönelik Hızlı, Eşitlikçi ve Adil Bir Geçişe Dair Halk Bildirgesi”ni yayınladı

26 NİSAN 2026, SANTA MARTA, KOLOMBİYA – 50'den fazla ülke, Kolombiya ve Hollanda hükümetlerinin ortaklaşa düzenlediği İlk Uluslararası Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı için bir araya gelmeye hazırlanırken, sivil toplum örgütleri, ön saflarda yer alan topluluklar, Yerli Halklar, Afrika kökenli insanlar, kadınlar, gençler ve işçilerden oluşan güçlü bir küresel koalisyon bugün, Fosilsiz Bir Geleceğe Yönelik Hızlı, Eşitlikçi ve Adil Bir Geçiş için Halk Bildirgesini resmen yayınladı.

Radikal Düşüncenin İnatçı Aktivist Filozofu: Murray Bookchin

  • Şadi İdem

Ya Ekoloji Ya Felaket: Murray Bookchin’in Yaşamı, Janet Biehl’in kaleme aldığı bu kapsamlı biyografi, 20. yüzyılın en etkili ekolojist ve özgürlükçü düşünürlerinden Murray Bookchin’in yaşamını, düşünsel gelişimini ve toplumsal ekoloji teorisini ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Kitap, Bookchin’in çocukluk yıllarından başlayarak siyasi dönüşümünü, ekolojik ve toplumsal meseleler üzerine geliştirdiği radikal fikirleri ve bu fikirleri pratiğe dökme çabalarını inceliyor. Kapitalizmin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerini erken dönemde fark eden Bookchin, ekolojik krizlerin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve politik kökenleri olduğunu savunarak toplumsal ekoloji teorisinin temelini attı. Bu teori, onun çevreci hareketler ve doğrudan demokrasi anlayışıyla kurduğu ilişkileri şekillendirdi; özgürlükçü yerel yönetimcilik ve komünalizm fikrini geliştirmesine zemin hazırladı.

Biehl, yalnızca Bookchin’in entelektüel yolculuğunu değil, aynı zamanda kişisel yaşamını, akademik dünya ve anarşist hareketlerle zaman zaman yaşadığı gerilimleri de gözler önüne seriyor. Onun ideallerine olan sarsılmaz bağlılığını, çevresindekilerle kurduğu ilişkileri ve teorilerini nasıl sürekli yeniden şekillendirdiğini ayrıntılı bir şekilde aktarıyor.

Cop30, Hükümetlerin İklim Krizini Neden Çözemeyeceğini Gösteriyor

  • Çeviri

Fosil yakıtların kullanımından vazgeçilmesi ve ormansızlaşmanın durdurulması konusunda varılan uzlaşmalar, çözümlerin insanların sahadaki eylemlerinde yattığına dair artan farkındalığı gösteriyor.

Yazar: Ashish Kothari

30. İklim Değişikliği Konferansı'ndan çıkarılabilecek tek bir net ders varsa, o da hükümetlerin iklim krizini çözemeyecekleri gerçeğidir. Eğer bunu yapabilecek durumda ve istekli olsalardı, bunu yapmak için 30 pahalı ve fosil yakıt tüketen toplantıya gerek kalmazdı. Ancak 21 Kasım'da sona eren Brezilya'nın Belem kentinde düzenlenen COP30'un sonucu yine bir başarısızlık oldu.

Aylarca süren hazırlıklar ve yüzlerce hükümet temsilcisinin iki hafta boyunca her kelimeyi tartışması, birkaç küçük ilerleme ve iki büyük gerileme içeren bir anlaşma ile sonuçlandı.

  1. Sosyalizm ve Ekoloji
  2. Çeviri Hataları Nasıl Kavram Kargaşalığına Yol Açıyor
  3. Özerklik, Radikal Demokrasi ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı Bildirgesi
  4. Demokratik ve Ekolojik Kentler Tasavvur Etmek
  5. Batı Hegemonyasının Çöküşünden Sonra Toplumsal Ekoloji
  6. “Sınırlı bir Dünya’da Sınırsız Büyümeyle Nereye...”
  7. Feminist Enerji Sistemleri Tasarlamak: 'İstihdam' ve 'Bebeklerin' Ötesinde İklim Politikaları
  8. Toplumsal Ekoloji ve Enerji Sorunu
  9. Gıdanın Cinsiyetçi Politikası ve Hayatta Kalma Mücadelesi
  10. Endüstriyel Hayvancılık Sürdürülemez

Page 1 of 26

  • Start
  • Önceki
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • Sonraki
  • End

TE Dergisi

  • Toplumsal Ekoloji Dergisi Sayı:1
  • Toplumsal Ekoloji Dergisi Sayı:2
  • Toplumsal Ekoloji Dergisi Sayı:3
  • Toplumsal Ekoloji Dergisi Sayı:4
  • Toplumsal Ekoloji Dergisi Sayı:5
  • Toplumsal Ekoloji Dergisi Sayı:6

Yazarlar

  • Abdullah Anar
  • Emet Değirmenci
  • İbrahim Özkurt
  • Reha Alpay
  • Şadi İdem
  • Konuk Yazar
  • Çeviri
  • Söyleşi
Sample banner
Sample banner

Who's Online

10 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Telif Hakkı © 2026 Open Source Matters. Tüm Hakları Saklıdır.
Joomla!, GNU Genel Kamu Lisansı altında dağıtılan özgür bir yazılımdır.
Copyright © 2016 Simpli - Best Free Joomla Template. Designed by JoomlArt.com.
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.
  • About us
  • Author Login
  • Contact Us
  • Privacy